Bal, Tüketici ve Üretici

264277_1574726569518739_6080286225414571527_n

Bal hakkında birkaç ileti yazmam lâzım.

Konu aslında artık beni pek ilgilendirmiyor ama.

Yok arkadaş, bu tüketicide ne yapsın?

Bilgi kirliliği o kadar çok ki.

Neyse bende bildiklerimi yazayım da.

Nalına da mıhına da. Yok öyle tek taraflı.

Bal…

Şifa kaynağı falan denir ya.

Yahu, biz Türkler öyle diyoruz.

Kahvaltıda bal tüketimimiz ne kadar az iken.

Tabi hasta iken tüketirsen…

Balın şifa kaynağı olduğu zamanlar elbette olmuş.

Şekerin tarihi ne kadar ki şurada.

Tek bilinen doğal tatlı, bal.

Şeker eksikliği ile halsiz düşen adama ver 1 kaşık bal, gözleri parlasın.

Bunları geçtim geçtim.

Günümüze gelelim…

Bal lâzım olsa.

Kahvaltıda çocuklara yedirmek üzere.

Enerji olsun soğuk günlerde.

Bizde yiyelim desek.

Bal lâzım olsa.

Nereden alacağız?

Arıcılar, arıları olmadığını varsaysın.

Haydi buyurun.

Bal lâzım ve nereden alacağız?

Arıcı tanıdığınız varsa ve ona güveniyorsanız eyvallah.

Ama diyelim onda da bitti.

Valla kafayı yersiniz kafayı.

Kime güveneceğiz yahu…

Sektörün haline bak.

Üretmek başka birşey ama tüketiciye onun sorgusuz sualsiz güveneceği şekilde sunmak ne kadar zor değil mi?

Sonra kızarız markette X firması ballarına…

Bizden kaça alıyor da kaça satıyor diye.

İşte o aradaki fark GÜVEN farkı.

Bal Donar mı?

Arılarına Şeker verdin mi?

Ne balı senin balın?

Kavanozlar kaç gram alıyor?

Bunun tadı biraz farklı?

Neden çok akıcı bu?

Sende Karakovan olmuyor mu?

Biz Siirt’ten getirtiyoruz ama senin balın iyi mi ondan?

Yüzlerce soruya muhatap olup ikna edecek şekilde cevap verebilmek…

Market rafında bu soruları sormuyor üstelik.

Bu konuda yazayım ben yazayım.

Tercüman olayım bir çok Arıcıya.

Tüketicinin suçu yok.

Suç, arıcılarda.

Sunmazsan ürettiğin ürünü, sunana kızmak yok.

xxxxxxxxxxxxxxxx

Bal, arılar için sadece enerji kaynağı.

Kestane balını da yavru besleme de kullanır hiç affetmez, ayçiçek balını da.

İhtiyaç fazlası olursa stoklar.

Stokların büyük bölümünü de biz Arıcılar alırız.

Balı arılar kendine stoklar ama insanların ihtiyacını da karşılamak adına arıcılık bir üretim şekli.

Yani arılar buyrun size bal yapalım demezler.

Doğada yoğun bir bal akımı olunca tüm güçleri ile ne var ne yok toplarlar ve fazla geleni de stoklarlar.

Bu kadar basit bir döngü.

İhtiyaç fazlası.

İşte arıcılık dediğimiz şey bu ihtiyaç fazlası balı olabildiğince çok toplatmaktır.

Bal Ve Marka Olma Çabaları

12798888_1576200659371330_7163270624568969117_n

Arıcılığa her yeni başlayanın hayalidir.

Balparmak olmak.

Market raflarına bal şişelerini dizmek.

Hayaller market rafı ama gerçekler…

AB Uyum yasaları ile ülkemizde o kadar çok yasa, yönetmelik ve tebliğ değişti ki.

Birçoğunu günümüz uygulamaları ile örtüştürün diye 3 kişiyi bir odaya doldur.

Her kafadan bir ses çıkar.

Toplumun davranışlarını değiştirmek o kadar kolay olsa keşke.

Değiştir Tebliği.

Bundan sonra böyle.

Heee olur.

Tebliğe imza atan adama bal bilmem hangi köyden plastik bidonda gelir hediye.

Hani hani bunun etiketi?

Hacı amca göndermiş yahu.

Her sene gönderir.

Tebliğ?

Yayınladık ya.

Tamam o zaman.

xxxxxxxxxxx

Dünya’da en güzel iş arıcılık yahu.

Gelir Vergisi muafiyet bölümünde 500 kovana kadar siz diyor vergiden muafsınız.

Vergiden neden muaf tutuyor?

499 kovanı olan adam herhalde ürettiği balları kendi yemeyecek…

Ticari faaliyet saymıyorum belirli bir düzeye kadar diyor DEVLET.

Sebebi olmalı, olmalı bir sebep…

Birkaç sebebi var.

Bir kere arıcılık faaliyeti bir bitsin ülkede şimdi ucuza yediğimiz (Gerçi hangisini ucuza yiyorsak) meyve – sebze ve diğer bitkisel üretim düzeyi düşer.

Yurtdışında bir kovana gel burayı tozla diye verilen paraları bize versinler ülkede herkes arıcı olur.

Demek ki biz beleşe bulunduğumuz bölgenin tozlaşmasına yardım ediyoruz.

Dünya parayla yaptırıyor bize ise kızıyor birçok köylü.

Kaldır arını buradan.

Aslında onu diyen köylünün muhitine 10 yıl hiç arı sokmayacaksın da.

Neyse birinci sebep beleş tozlaşma.

Diğer sebep ise.

Devlet memuru ticari faaliyet sayılırsa arıcılık yapamaz.

Neden yapması lâzım?

Köylerde.

Gerçi hangi akla hizmet ise şimdi dağ başındaki yerleşimi de mahalle yaptık ama.

Köylerde.

Kim öğretecek, kim önder olacak arıcılığı?

Köyün öğretmeni…

Köyün imamı…

İşte bu yüzdendir ki.

Arıcıların çoğu öğretmen ve imamdır.

Emekli olduklarında da devam ederler.

Bizim ilçeden biliyorum.

Öğretmenler ve imamlar ayrılsın kenara deyiver geride 3-5 kişi kalırız.

Yıllar önce alınmış bir tedbir aslında meyvelerini vermiş.

Köylü öğrenmiş mi?

Maalesef

Uzun bir konu geçtim gitti.

Demek ki arıcılık faaliyeti ticari bir faaliyet değil.

499 kovana kadar.

501 olursa.

Olduğunu görmedim.

Bazı bölgelerde vardır 500 üzeri ama nasıl hallederler vergi olaylarını hiç araştırmadım.

Bizim bölgelerde 499 arıdan fazla bakınca yoruluyor insan.

Ticari bir faaliyet değil iken.

Nedense illaki hedef koyar 2 arısı olan.

Marka olacağım.

Marketlerde benim balım satılacak.

En büyük arıcı ben olacağım.

Bilmez en büyük bal firmalarının 1 arısı bile olmadığını.

Gıda ile ilgili tebliğlerde birincil ürünler diye bir konu var.

Arıcılık ile hiç uyuşmaz.

İşin ilginci Arıcılara çıkış yolu yaratması gerekenler aaaa öyle olmaz der.

Birincil ürün nedir?

Hayvandan aldığında ürün birincil ürün.

Sütü sağdın inekten. Birincil

Yumurta folluktan. Birincil

Bal tenekeye. Birincil

Yok canım.

Ben Sağım tankından direk kavanoza koydum. Bu ikincil ürün mü?

Yok diyor olmaz. Kavanoza koyamazsın.

Tenekeye koy.

Tenekeye koyabilirsin.

O bölüme kadar ne halt edersen et.

Kavanoza koyamazsın.

Halbuki her arıcının en dikkat ettiği bölümdür tenekeden kavanoza koyma anı.

Çok tartışır dururuz ama aslında sebebi şu.

Arıcının balını kavanoza koyma konusu değildir dert olan.

Arıcı üstüne üstlük etiketi de vurup.

Pazarda çarşıda markette satmak ister.

Hop.

Ticari faaliyet alanına girersen muafiyet gider.

Yok gitmesin.

Sorun burda başlar ama işte kalın çizgi buradadır.

Ürünü sağım makinesinden direk kavanoza doldurup teyzeoğluna 2 kavanoz bal vermen değil sorun.

Sorun ticari faaliyet alanına girmeye çalışman.

Gireceğim ben illaki dersen.

Alırsın markanı.

Kurarsın şirketini.

Dolum tesisi ile anlaşırsın.

Etiket yönetmeliğine uygun basarsın etiketini.

Görürsün anyayı konyayı.

Market ya da şarküteri rafındaki satış fiyatı senin satış fiyatından düşük ballarda.

Nasıl oraya ürün koyacaksın?

Pazarda satmaya kalksan.

Pazarcılar odası mevzuları da var ki sen ürünü etiketleyip pazarda satmak hayalin yoktu ki.

Demek ki neymiş.

Bir oluşan sektöre ayak uyduracakmışsın.

Toptan balımı ben o paralara vermem aga diyenlerin toplam üretimi zaten 5 teneke.

Adam 1.000 teneke bal üretiyor yılda.

Toptan fiyatını hesapla desek hesap makinesi ister.

Petekli balını diyor tebliğ satabilirsin.

İşletme numaranı vurarak her yerde.

Ama kavanoza olmaz.

Haklı.

Çünkü gıda takibi nasıl olacak?

İşte bu yüzden birlikler bu konu üzerinden çaba sarf ediyorlar.

Bazı birliklerde hâlâ kavanozlanan ballar yönetime yakın kişilerin balları olsa da bazı birlikler her üyesinin ballarını işletme numaraları bazında dolum yapıyorlar.

Düzelecek elbette.

Ama tüketici davranışı konusu yine çok belirleyici.

Ben şimdi.

1 kavanoz bal bırak beya benim dükkâna diyene.

Etiketli bal götürsem.

Bu ne len, marketten mi aldın der.

Etiketli olunca, rafta yer alınca çok mu sağlıklı oluyor şimdi ballar?

Belirli zamanlarda sahte-tahşişli-kalıntılı bal firmaları listesi açıklanıyor.

Bunların hepsi etiketli market rafından ürünler.

TV’de satılanlarda etiketli markalı.

Ne olacak şimdi…

Arıcılığı ana geçim kaynağı olarak yapanların zaten yüksek üretim yapıp toptan vermekten başka şansları yok.

Ama bu işi ek gelir olarak yapanların ürün satmaktaki acelesini anlamadım gitti.

Sağım çadırından gelsin birisi.

Şöyle tüketiciye satılacak fiyata çok yakın bir fiyattan balları alıversin.

Parayı da tring versin.

Oldu.

Bir ürünü üretmek zor elbette ama ürettiğin ürünü tüketmeleri için tüketiciye sunmak bir o kadar zor.

Çaba gerektirir.

İncelik gerektirir.

Sabır gerektirir.

Kavanoza koyup direk tüketiciye verebilir miyiz?

Elbette.

Ben illaki Balparmak olacağım.

Yolun açık olsun.

Arı Sütü Üretimi ve Medya

Farklı olmak…

Az kişinin yapabildiği işleri yapmak medyanın da ilgisini çeker.

Arı sütü üretimi de ilgi çeker…

12196097_193692380965194_2352844587682395782_n

Tüketicilerden ziyade daha fazla üreticinin sahada olması gerektiği hep söylediğimiz şey…

12118794_193664320968000_8773864469203961237_n

Program yapımcısı Yalçın Sezer Hocamla uzun yıllardır tanışıklığımız var.

Gelecek sezonlarda çok daha güzel programlar çekeriz elbette.

1236111_10204375362037768_7512481017060454000_n

Yine arı sütü üretimi sayesinde canlı yayın heyecanını da tattık.

Arılar, arı sütünü niçin üretir?

12190842_192397167761382_7965231045537714180_n

En önemli kullanım alanı olarak ana arıların üretilmesi süreci gösterilebilir.

Arı sütü üretimi de bu davranışlarından faydalanılarak gerçekleştiriliyor.

Arı sütü ile beslenen ve ana arı olarak doğan birey, işçi arılara göre çok uzun süre yaşamını sürdürebiliyor.

12047185_192405274427238_7774922573670222072_n

Arı sütü, ana arıların beslenmesinde yoğun biçimde kullanılır.

Bu besleme ile bahar aylarında ana arı 2.000 günlük yumurta sayısına erişebilir.

Bu günlük yumurta sayısı, ana arının ağırlığına yakındır.

Günde, kendi ağırlığına yakın yumurta yumurtlayabilen ender canlılardan olan ana arının besininin sadece arı sütü olması da ilgi çekicidir.

12047024_192407851093647_6890087805631444772_n

İşçi arı ya da erkek arı kurtçukları da eser miktarda arı sütü ile beslenirler.

Beslemeyi yine genç işçi arılar gerçekleştirir.

12188895_192417394426026_3560753020636292239_n

Arı sütünün kolonide kullanıldığı en ilginç yerlerden birisi de…

Koloni ana arı kaybı yaşayıp, yeni ana arı yetiştiremediğinde aralarından seçtikleri işçi arıları besleyerek bazı işçi arıların yumurtlamasını sağlarlar.

İşçi arılarda yumurtalıklar mevcut ama gelişmemiş durumda iken arı sütü ile beslendiğinde yumurtalıklar gelişir ve yumurtlamaya başlarlar.

Arı sütünün koloni içerisinde gereksiz bir kullanımı gibi gözükse de devamlılık şansının son kez zorlanması olarak görülebilir.

11037700_192568724410893_3018968005629832689_n

Bal ve polen, kolonide kaynakların kıt olduğu zamanlarda kullanılmak üzere stoklanabilir. Bu ürünleri üretmek için arıların stok fazlasını almak yeterlidir.

Ancak arı sütü sadece ihtiyaç halinde üretilir ve tüketilir.

O yüzdendir ki arı sütü üretimi, ileri arıcılık teknikleri ve çalışma disiplini gerektirir.

Her Emeklinin Hayalidir…

Emekli olmak ve kendi hayallerine kavuşmak.

Kaç kişiye nasip oluyor ki.

Şöyle birkaç dönüm yer alsak sessiz bir yerde.

Bizim arıcılık odaklı idi tabi ki arayışlarımız ama sağolsun Dayım, kavaklık orada işte diye yeri tahsis etti kullanıma.

adaa

Mustafakemalpaşa’da Ada Bahçeler diye adlandırılan bölge.

Kirmasti nehrinin suladığı bereketli topraklar…

Çiftlikte emeklilik günlerimizi geçirmek üzere başta arıcılık odak olsa da her gördüğümüz hobiye ağzımız sulanmıyor değil…

Hele yaz akşamlarında çiftlikte mangal yakabilmek…

Uzun bir yolculuk zaten…

adab

2010 yılında böyle işaretlemişiz arıların yerini kafamızda ama hiç değişmedi yerleri.

DSCF4371

Emeklilik sonrası vakit bol olunca.

Simetri hastalığı da peşinde ise insanın.

Artık günlerimizin çoğunu çiftlikte geçirdiğimize göre baktığımızda içimizi açacak işler yapalım gücümüz ölçüsünde.

İlk iş arıların etrafını hem kuytu olması hem de görünür olmasını bir nebze engelleyebilmek.

Ada bahçe1 (6)

Daha önce artık yıkılmaya yüz tutmuş bir yapı vardı çiftlikte.

Çocukluğumuzda sebze meyve üretimi yapılıyordu burada.

Yıkılmalar gerçekleşince ortadan kaldırılmıştı.

20151228_151656

İşte tam şimdi o yapının yerinde arı sütü üretimi yaptığımız konteyner mevcut. Tabi bu çok güncel bir gelişme…

2016 yılı başları…

DSCF44330

Bizim ilk göz ağrımız yine bir konteyner.

Konteyner içerisinde tuvalet ve duş imkanı olsa da yoğun malzeme yığıldığından kullanımı zor olduğundan dışarıya bir tuvalet yaptık.

Konteyner önüne de betonunu attık…

Yetmedi diğer tarafa da bir oda yaptık.

Kışın depo, yazın bal sağım odası amaçlı…

Bu yaptığımız oda 2 yıl boyunca arı sütü üretimimize mekan oldu ayrıca…

DSCF4589

Su tankından kullanım suyu işini de çözmeye çalıştık.

5 yıl hiç sorunsuz kullanıyoruz.

İmkansızlıklar demek aslında özgürlük demek.

Elektrik olmayınca da sakinlik ve huzur var.

Her sabah kalktığınızda kahvaltı yaptıktan sonra bir emekli olarak gideceğiniz bir yeriniz olmasının güzelliğini herkesin yaşaması en büyük dileğimiz…