2016 Arı Sütü Üretimi

28 Mart 2016

Ana arısız kolonilerimiz olmalı ki arı sütü üretmeleri adına bizim verdiğimiz işçi arı kurtçuklarına ana arı olur bunlardan oluru versinler…

20160328_141215

Başlatıcı koloniler velhasıl.

28 Mart 2016 tarihi itibarıyla bu kolonilerin ana arıları tüpe alındı.

20160328_151001

1 hafta boyunca bu şekilde bekleyecekler. Dolayısı ile aşağıdaki çerçevelerde ana arı yapabilecekleri nitelikte kurtçuk kalmayacak.

3 Nisan 2016 Pazar günü de başlıyoruz kısmetse transfere. 

Ana arıları alarak 5 ay boyunca ana arısız kalacaklar.

20160329_132238

Bu yıl daha farklı kovan tipi ile arı sütü üretimi yapacağız.

Aktarımların sonuna geldik.

En güçlü grup en sona kaldı ve bir hayli uğraştırdı.

03 Nisan 2016 

Arı Sütü Üretimimize başladık…

Tuhaf ama Yerli Arı Sütü Üretimi demek zorunda kaldığımız bir üretim.

Zorlu ve uzun bir süreç.

İzinsiz 5 ay.

Ancak başlamış olmanın heyecanı ve yeni bir sezona daha kavuşmanın sevinciyle.

3 gün boyunca sadece kurtçuk aktarımı yapacağız.

20160403_110102

5 gün önce ana arıların yumurtlaması için verilen çerçevelerde bugün ana arı adayı olarak aktarım yapılacak kurtçuklar oluşmuş olması gerekirdi.

Öyle de olmuştu.

Sabah ilk iş kurtçukların olduğu çerçeveler belirleniyor.

Arıdan alınıyor.

Aktarım yapılacak odaya istendikçe götürülmek üzere.

20160403_123149

Kurtçuklar, ekibimiz tarafından ana arı adayı olmaları adına arı sütü çerçevelerine aktarılıyor.

Bugün aktarılanlar Çarşamba günü arı sütü şeklinde yine ekibin önüne hasat edilmek üzere gelecek.

Biz dışarıda 2 kişi eşimle birlikte…

4 kişi de içeride…

Kayınvalidemin katılımı ile içerisi 5 kişi olacak arı sütü hasadı başladığında.

Arı sütünü arılar üretiyor ama sıradan bir biriktirme söz konusu değil.

Yönetirsek üretmek mümkün…

Ekip kurabilmek konusunu zaman zaman yazıyoruz.

Biz şanslıyız.

Hanımın ablası ve eltileri…

Yani ekibin hepsi yakın akraba.

Başarının sırrı belki de biraz da burada.

Bu yıl 1 kişi daha katıldı aramıza, yine aynı akraba grubundan.

Konteyner, yeni almıştık kışın…

Bu yıl daha ferah bir ortam sağladı.

Arılarımızı da güçlü tuttuk.

İyi bir sezon umuduyla, büyüme hedefleri ile başladık.

20160403_134815

Arılar üretiyor demiştik.

Ana arı üretmelerini istiyoruz.

O halde koloniler ana arısız olmalı öncelikle.

1 hafta önce ana arıları kontrol altına alınan ana arılar, koloniden son gün uzaklaştırıldı ve oluşan doğal ana arı memeleri temizlendi.

Ekip tarafından aktarılan kurtçuklar için, bunlardan ana arı yapabilir misiniz diye rica ediyoruz her gün bu başlatıcı kolonilere…

20160403_140253

Veriyoruz aktarılanları…

20 saat kadar bu ana arısız kolonilerde verdiğimiz işçi arı kurtçuklarının, ana arı olup olmayacağına karar verecekler.

Sabah ilk işimiz bu kolonilerden alarak, bu ana arı adaylarına arı sütü doldurmaları için bitirici kolonilere aktarılacaklar.

Her gün aynı döngü.

Ama üretmenin büyük zevki.

Gelişmeleri, üretimin aşamalarını ve değerli bir ürün olan arı sütünün tüm serüvenlerini paylaşmaya devam edeceğiz.

Tüketiciler ile sürekli görüşen bir ekip olarak aldığımız sorulara cevaplar niteliğinde paylaşımlarında gerekliliğini görüyoruz.

Ancak her zaman söylüyoruz…

Arı sütü edinmek isteyenleri üretim sezonu açıldığına göre çiftliğe bekliyoruz.

Gözünüzle görerek.

Hatta hasadınızı kendiniz yaparak.

İhtiyacınız kadar alarak buz nezaretinde hiç kayba uğramadan en değerli haliyle.

Son olarak tüketiciye bir öneri.

Size arı sütü gerekebilir çok değişik sebeplerden.

Bulursunuz.

Yerlidir derler, kendi üretimimiz derler.

Hay hay… Öyledir.

Ancak yine de.

Yapmanız gereken, üretim alanından almak istiyoruz demek.

Nerede üretiliyorsa, gitmeyi teklif edin.

Bu kadar basittir doğru ürüne ulaşmak…

Bize teklif etmeyin, Eylül başına kadar her gün çiftlikteyiz ve üretim devam ediyor.

İstediğiniz zaman gelebilirsiniz.

Çiftlik adresi mevcut…

Ürün saat 12:00 gibi hazır oluyor, planlamayı buna göre yapmakta fayda var.

Tüketiciye önereceğim doğru ürüne ulaşmak adına başka bir yöntem bulamıyorum bir üretici olarak…

07 Nisan 2016

3 gün sadece transferler yapıldı ve 2 gündür arı sütü hasatları da yapılıyor.

20160407_092904

Biz ise eşimle arıları düzene sokmaya çalışıyoruz.

Başlangıç gerçekten zor.

Güç dengelemeleri bir yandan diğer yandan ana arısız kolonileri kontroller.

Normalde bu yıl erken bir başlangıç yaptık ama hava şartları da bizden yana bugünlerde.

Çok daha rahat biçimde arılarda yapmamız gerekenleri yapabiliyoruz.

20160407_092517

Baharın güzel geçmesi ile gelecek yıllarda kullanmak üzere genç ana arılarda üretmek gerekiyor.

Arı sütü üretiminde çok fazla ana arı ölümü de olduğundan sürekli bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkıyor genç ana arılar.

En büyük avantajımız zaten sistemimiz ana arı üretme üzerine kurulu…

Erken alırsan arı sütü beklersen ana arı… 

Hasat ve transfer görüntüleri paylaşmak ister gönül ama bir türlü boşa çıkamadık henüz.

11 Nisan 2016

20160411_115813

Polen akımı hızlanmaya başladığına göre biraz da polen alma zamanı geliyor demektir.

20160408_104133

Sezon başı olmasına rağmen günlük üretim miktarları sürekli takip edilir.

10 Nisan 2016 tarihinde bugüne kadar yaptığımız 3 yıllık üretimin en yüksek günlük verimine ulaştık. 

Verimin daha da artacağı beklentimiz elbette sürüyor ama rekor rekordur deyip…

20160411_142608

Kutlama için yaş pasta yemek bizleri daha da motive etti.

15 Nisan 2016

Kurtçuk transferi…

Sohbet ve muhabbet ile.

16 Nisan 2016

Patron Şükriye Bilen ve Ziraat Mühendisi Ebru Engin başlatıcı kolonileri hizaya getiriyorlar.

 

Artık tam bir bahar havası…

Üretim verimliliği de üst düzeyde…

20 Nisan 2016

20160420_085428

Bahar demek verim demek.

Abla-Kardeş her sabah arı sütü çerçevelerini hasat ediyorlar.

Her sabah farklı bir beklenti içerisinde oluyor insan.

Acaba verim nasıl olacak?

Arı sütü hasadından bir bölüm.

30 Nisan 2016

FB_IMG_1462038473561

Nisan ayı verileri neler söylüyor bize?

Personel, arı sayısı ve çalışılan çerçeve sayısı geçen yıla göre %20 arttırıldı.

Tecrübe artışı da ciddi bir etki yaratıyor.

Ancak verim artışı geçen yıla göre çok fazla.

Erken baharın çok güzel geçmesi ile gelişen koloniler en önemli unsur olarak öne çıkıyor. 

Zigzaglı verim ise ne kadar dikkat edilirse edilsin bir bitirici grubun diğerine güç olarak üstünlük kurması.

Toplam üründeki yüksek miktar ise geçen yıla göre 13 gün önce üretime başlamış olmamız etkili olsa da ortalama verim yüksekliği de kayda değer.

Mayıs ayındaki amacımız 2 grup arasındaki farkı giderip zigzagı azaltmak ve Nisan ayı günlük ortalama verimini koruyabilmek.

Son 10 gündür yaşanan arıcılık adına kötü günler, trendi düşüşe çevirdi ve 1 gün geçen yıl elde edilen verimin bile altına düşüldü.

05 Mayıs 2016

IMG-20160505-WA0001

Hava şartları ve bahar gerçekten kötü gidiyor bugünlerde ve 7 Mayıs tarihi nihayet güzel günlerin başlangıcı olacak gibi duruyor.

Hava şartları kötü olduğunda ana arısız olan başlatıcı kolonilerde kontroller biraz seri olduğundan gözden kaçan doğal ana arı memelerinden genç ana arılar doğabiliyor.

Mutlaka bulup uzaklaştırmak gerekir ki üretim devam edebilsin.

Tabi ana arı bulduktan sonra işin Tiyatrosu can sıkıntısını gidermek amaçlı…

20 Mayıs 2016

Bazı kriterler önemlidir işletmelerin hayatında.

Arı sütü üreten işletmelerde de her yıl aynı kişiler tarafından tercih ediliyor olmak her zaman pozitif bir motive sağlar.

Alex 2 yıldır bizim arı sütü müşterimiz.

İyi de Türkçe biliyor.

Bir yetişkin için olması gereken dozun 2 katı kadar günlük tüketimi var ki kendisinin anlatımı ile sağlık testlerinde çıkan sonuçlardan çok memnun.

İstanbul’daki dostları ile gelmişlerdi geçen yıl, bu yıl yine yıllık ihtiyaçlarını almak üzere geldiler.

20160520_165941

Sağlığa dikkat etmek böyle bir şey olsa gerek.

Benden 5 yaş büyük olmasına rağmen ben göbekli bir ihtiyar gibiyim yanında.

20160520_111542

Bu arada arı sütü üreticilerinin çok sevmediği büyük bal akımı da başladı. Bal ile işimiz olmasa da arıya bal toplama sen demek mümkün değil.

26 Mayıs 2016

Nisan ve Mayıs ayının arıcılık açısından çok başarılı geçmeyeceği öngörülerimiz vardı elbette ama bu kadar da değildi aslında.

20160526_134203

1 aydır kötü koşullar hep vardı ama bugün yağmur o kadar şiddetli ve istikrarsızdı ki yakalanmamak mümkün değil.

20160526_085747

Hava açtıkça yapılması gereken işlere öncelik vererek devam.

20160526_141058

Her şeye rağmen mutlu olmak dünyada yaşamanın basit kurallarını çözmekten geçiyor olmalı.

20160526_144431

Bir yağmur bir güneş…

Bu işin güzel tarafı da burası olsa gerek.

Islandık hem de çok.

Çünkü arı sütü üretimi hava şartlarını dinlemez.

12 Haziran 2016

20160612_090352

Nihayet yaz geldi ama Ramazan’da geldi.

Sabah saatlerinde bile sıcak hava…

Bu işin zaten fıtratında var.

21 Haziran 2016

En uzun günümüz…

Havada gerçekten çok sıcak.

20160621_185457

Okullar kapanması ile Genç kadromuz arttı.

Ama hanımı en mutlu eden de oğlunun gelmesi.

Tıp 4. sınıfta bitti hayırlısı ile.

Tatil moduna giremeden akşam arıları besleme için çiftlikte soluğu aldı.

Ramazan Bayramı

20160704_090015

Bayramda ekip 2 günlüğüne izin yapıyor.

Tabi bize izin yok yine.

Çalışmak güzel yine de.

Herkese iyi bayramlar.

Mayıs ve Haziran ayı değerlendirme 

mayıs 2016

Mayıs 2016

Öngörülerimize göre Mayıs ortalarına kadar arıcılık açısından verimli günler elbette beklemiyorduk.

Verimin en yüksek çıkacağı bölümün Mayıs ayı sonları olacağı beklentisi de fos çıktı.

2015 yılında Mayıs ayı günlük arı sütü verim ortalaması 498 gr iken 2016 Mayıs ortalaması ise 380 gr olarak gerçekleşti.

Toplamda aylık 3.5 kg gibi bir kayıp…

Mayıs kötü Mayıs kötü derken…

Haziran faciası yolda idi…

Kadroları diri tutmayı Mayıs ayının kötü şartlarına rağmen başardık. 

Ancak süt verimini arttırmanın yolunun sadece besleme olmadığı gerçeği de tecrübe edildi ki genelde arı sütü üreticileri eleştirilmek istendiğinde besleme materyalinin ve miktarının ne olduğu konuşulur. 

Uçuş deliğinden taze polen girmesi kadar stratejik bir şey yokmuş…

haziran 2016

Ve Haziran 2016

Mayıs ayındaki verim düşüklüğünü çözmek adına çareler düşünürken Haziran mevsimsel şartlar daha da kötüleşmeye başladı.

Arı kadrolarını korumak adına özellikle ana arısız başlatıcılara destek verilme dozu arttırıldı.

Ana arısız başlatıcılar başlatsa da ana arılı bitirici koloniler tutanları bile temizlediler.

Başlatıcılar aktarılmış kurtçuğa ana arı olur onayı veriyor ama bitiriciler ise bu mevsimsel şartlarda ne ana arısı kardeşim modundalardı.

Tüm Ülke kestane bölgeleri hariç neredeyse son 10 yılın en kötü koşullarını yaşadı. 

Oğul verme davranışı görülen bölge neredeyse yok gibiydi kestane bölgeleri hariç.

Kadroları desteklemek adına göre arılıkta uygun kolonilerde bitiyor haliyle. 

Bir girdapa kum torbası atmak gibi.

2015 yılında Haziran ortalaması 459 gr iken 2016 Haziran ortalaması 242 gr gibi diplerde gerçekleşen bir verimde idi.

Geçen yıla göre 6.5 kg bir kayıp Haziran ayı için.

Mayıs kaybı da eklenince 2 ay kaybı 10 kg olarak gerçekleşti.

İyi ki geçtiğimiz yıla göre 16 gün önce başladık.

İşte ilk 16 gün alınan ürün ile bu 2 ay kaybı telafi edilebildi.

Bu kötü verim süreci diğer arı sütü üreticilerinden bazılarının üretimi sonlandırma kararlarını almasına bile sebep oldu.

Tabi bizim bölge için Temmuz ve Ağustos ayları hem Hayıt hem de mısır ekimi varlığı üretimi mümkün kılıyor ki Bayram öncesi başlayan verim artışı Bayram sonrası da durumunu muhafaza ediyor.

Yine en kritik unsurun uçuş deliğinden taze polen girişi olduğu perçinlendi.

Besleme materyali olarak polen katkılı katı besleme ürünleri bile Haziran ayında hiç etki etmedi, belki de daha da düşmesini engelledi. 

Arı sütü üretimini sonlandıran unsur ise kuluçkadan kurtçuk aktarımı için kurtçuk bulamamak oluyor genelde ama bizde çok ilginç biçimde öyle bir sorun olmadı.

Bugünlerde de hiç sorunsuz biçimde devam ediyor.

Kadro zaafiyetlerini gidermek için çok sayıda arı varlığına sahip olmak gerekliliği de böyle verimsiz yıllarda ortaya çıkıyor.

2016 Yılı Üretimi Bereket Hayvancılık Tv’de

Yapılan iş ne olursa olsun.

Herkesin yaptığı işten farklı iş yapıyor olmanız medya ilgisi çeker.

20160715_103356

Aslında en yüksek verimin olduğu Mayıs ayında çekimler yapılmasını arzu ederiz elbette ama şartlar 2016 yılında Temmuz ayında müsait oldu.

IMG-20160715-WA0003

Yoğun süren 2 günlük çekimler ile belki de 3 hafta sürecek bir program olarak seyretme imkânı bulacağız.

IMG-20160715-WA0021

Genelde üreticilere yönelik bilgiler paylaşılsa da tüketiciler içinde güzel ipuçları bulmak mümkün. 

Çekimleri yapan Bereket Hayvancılık Tv Arıcılık Saati programı ekibine teşekkür ederiz.

Program yapımcısı Sibel Utlu, zaten iyi bir Arıcı ve iyi bir Arıcılık programı yapımcısı olma yolunda hızla ilerliyor.

Kamera işi başka zor bir alan ki sağolsun Ozan Çelen arı sokmalarına rağmen iyi işler çıkardı. 

Program Cumartesi günleri 18.00’da yayınlanıyor.

Sanırım ilk yayın tarihi 30 Temmuz 2016 olacak.

Yalnız çok zor oldu sıcakta çekimler ki bunu da dipnot olarak düşelim.

Nisan 2016 Arı Sütü Üretimi Çalıştayı

Arı sütü üretimi yapan işletmeler genelde ilgi çeker ve arıcılar tarafından ziyaret edilmek istenir doğal olarak.

Ancak üretim sürekliliği sebebiyle işletmeler ziyaretler esnasında işlerini aksatır.

Bizim işletmemize de bu ziyaret talepleri geldiğinden bu yıl belirlediğimiz tarihlerde 5 aile kotası ile bir çalıştay yapma kararı verdik.

22-24 Nisan 2016 tarihlerinde 5 aile ve diğer katılımcılarla güzel bir çalıştay icra ettik.

Misafirlerimiz,

Finike bölgesinden İsa Çiftçi ve eşi

Bolu’dan Çetin Eser ve eşi

Eskişehir’den Gökhan Yılmaz ve eşi

Karabük’ten Turan Özdemir ve eşi

Çanakkale’den Osman Öksüzer ve eşi

Bandırma’dan Bekir Arsan ve eşi

Çorlu’dan Mustafa Öztürk

İlk katılım akşamı çiftlikte yapılan toplantı sonrası ilk çalışma günü genelde çalışmaların anlatıldığı ve ikinci gün ise katılımcıların uygulamaları bizzat yaptıkları verimli bir çalıştay olduğu düşüncesindeyiz.

Çalıştay ile görüntüler ile başbaşa bırakıyoruz sizleri.

IMG-20160424-WA0064

IMG-20160424-WA0066

IMG-20160424-WA0069

IMG-20160424-WA0065

IMG-20160424-WA0062

IMG-20160424-WA0054

IMG-20160424-WA0017

20160424_100017  20160424_094053

20160424_091101

20160424_090338

20160423_094850

IMG-20160423-WA0022

IMG-20160424-WA0045

IMG-20160424-WA0043

IMG-20160424-WA0042

IMG-20160424-WA0039

IMG-20160424-WA0037

IMG-20160424-WA0034

IMG-20160424-WA0032

IMG-20160424-WA0014

IMG-20160424-WA0012

IMG-20160424-WA0006

IMG-20160423-WA0007

IMG-20160423-WA0000

IMG-20160424-WA0041

IMG-20160424-WA0000

IMG-20160423-WA0030

IMG-20160423-WA0033

Arı Ürünleri Karışımları

12246758_200344050300027_491318153206934333_n

Mix etmek…

Son yıllarda arı ürünlerini belirli oranlarda karıştırılarak insan tüketimine sunuluyor.

Bu ürünü tüketenlerin beklentisi de “iyi” gelecek olması.

Sonuç itibarıyla genelde karıştırılarak sunulan bu ürünlere tek tek bakıldığında en azından insan sağlığına zarar verme konusunda riskler çok az.

Bence sorun beklentilerde.

Arılar bu ürünleri mix ederek mi kullanıyor diye bakarak sonuca da ulaşamayız ki bu ürünlerden tüketmedikleri propolis var meselâ.

Her ürünü kendi içinde değerlendirme yapacağız.

Polen ile başlayalım.

Bir kere, yanyana 2 kovan bile aynı günde aynı kaynaktan polen toplamıyor.

Standart bir polen yok demek mümkün. İçeriklerde doğal olarak farklı olacaktır.

Ayrıca toplama esnasında ürünün ne kadar sürede toplandığı, nasıl havalandırıldığı, ekşime-bozulmanın nasıl önüne geçileceği, nasıl temizlenip ve en önemlisi nasıl saklanacağı.

Taze saklama için derin dondurucuda saklanmış bir polen ile aynı polenin güneş altında tarhana misali kurutulması sonrası içerikler aynı mı kalır?

Bir diğer görüş ise polenlerin arılar tarafından peteklerde stoklama işlemi olmadan tüketilmesinin fayda sağlamayacağı…

Diğer bir görüşe göre de taze polen bile olsa polenciklerin zarlarının varlığı sebebiyle birçoğunun sindirilmeden atıldığı bilgisi…

Sadece polen tüketen tüketicilerin 1 ay önce aldığı polenin aynısını 1 ay sonra da bekliyor olması… Aynı günde bile farklı kaynaktan topladığını en başta söylediğimiz gibi.

Yurtdışında her kaynağa ait polenin renklere göre ayrılması ve monoflora polene ulaşmak için otomatik makineler kullanılırken bizler ne kadar karışık renkli polen olursa o kadar iyi olur yaklaşımında iken.

Bütün bu karmaşa kimin suçu?

Bilgi vermek konusu kimin görevi?

Biz arı ürünleri üreticileri sadece üretme teknikleri konusunda zirveye ulaşabiliriz ama iş insan tüketimine gelince kim uzmanlık gerektiren bilgileri tüketicilere ulaştıracak?

Mix hakkında tüketicilere söyleyeceğim bir üretici olarak şudur…

Polen kullanacak iseniz ya da bu ürünü bir karışım içinde kullanacak iseniz.

Mayıs – Haziran ayları arasında bir arıcı ile temas kurarak yıllık ihtiyacınızı birkaç farklı tarihte taze olarak alınız ve kendiniz derin dondurucuda saklayınız.

Yine bir dipnot olarak polende lezzet ve damak tadı aramayınız.

Arı ürünleri mix yapıldığında karışıma katılan polen miktarı ile günlük tüketimi karşılanması da mümkün gözükmüyor.

Karışım içerisinde polen varlığı olsa bile bizler yine de her gün 1 tatlı kaşığı taze polen tüketelim…

Arıların tüketimi açısından bakılınca da özellikle işçi arılar için polen çok önemli bir yer tutuyor.

Keşke olsa da…

Çok az şanslı tüketiciye nasip oluyor.

Mayıs ayında arılığa gelip kendi poleninizi kendiniz hasat etseniz…

12250048_200531940281238_4105781980310983973_n

Mix etmeye devam edelim.

Propolis ya da arı sakızı…

Doğal antibiyotik – antifungal ve önünde anti olan bir sürü terim ile mucize olarak sunulur ama insan tüketimi konusunda daha yolun en başında olunan ürün.

Üstelik arılar tüketimlerinde kullanmaz iken.

Ancak içerikleri konusunda yapılan çalışmalar ile özellikle yurtdışında başlayan insan sağlığı için kullanımı ülkemize de hızla sirayet etmiş ve yerlere atılan – arıcılar tarafından çalışma konforunu bozan bir malzeme iken şimdi yok satan bir ürün…

Bir analiz yayınlayarak dünyanın en iyi propolisine sahip olduğunu iddia bile mümkün olan ama yanyana 2 kovanda hatta aynı propolis tuzağında farklı kaynaktan propolis varken.

Kaynağına göre değişen, toplama tekniğine göre değişen, arının davranışına göre değişen ve asla standart olmayan bir ürün.

Dikkat edilmediğinde ise kimyasallara maruz kalması bile mümkün iken.

Ham hali mi, toz hali mi, alkolle ekstrakt hali mi yoksa evet yoksa su ile ekstrakt hali mi… (Su ile nasıl oluyorsa ayrıca)

Su hariç her halini bilen birisi olarak bireysel tercihim elbette alkol ile ekstrasyon…

İyi de alkolü bile önemli…

Alkolü uzaklaştırmak mümkün ama bir yanda da alkolün bileşikleri bünyede gezdirme katkısı da gözardı edilemez.

Dinen mahsuru var mı diye Diyanet İşleri Fetva Bölümünün defalarca arandığı bir ürün üstelik.

Doz nasıl olacak ayrıca?

Acı… Zehir gibi bir ürün ama 8-10 damla ile soğuk algınlığındaki boğaz sorunlarını gideren…

Koruyucu etkileri yanında o kadar çok konu hedefleniyor ki propolis ile.

Çok net söyleyeceğim bir şey ise propolis bünyede çok sessiz çalışır ve bunu anlamak çok zor. Arı sütü kullanmak hemen söyler, ben buradayım diye…

Hem üretim teknikleri hem işleme teknikleri hem de kullanma teknikleri hakkında çok yol kat etmemiz gerekiyor.

İthal ediyoruz yahu, ötesi var mı? Yazık bu ülkeye…

Bilimsel olarak altını doldurmak çok zor olsa da bizler, karışımlarda arı sütü miktarı ne kadar ise ekstrakt propolisi de aynı miktarda kullanıyoruz.

Günlük doz olarak canlı 10 kg ağırlığa karşılık 1 damla öneriliyor genelde.

En büyük avantajı ise insan sağlığına zararlı olduğuna dair veriler yok, temiz olması şartıyla.

Tüketicilere ne önerilebilir?

Tuzaklardan derlenmiş tertemiz ham propolis elde ederek ekstrakt işlemini kendileri yapabilirler.

Karışım ürünlerinin yapılma sebebi biraz da propolisin tüketim zorluğu. Karışıma katarak rahatlıkla tüketime sunulabiliyor.

Son uyarı olarak, alkolle ekstrakt edilmiş ürünler suya damlatarak kullanılamaz. Çünkü alkol ayrılır ve propolis plakalar haline dönüşerek kullanıma çok zor hale gelir.

Tüketicinin işi her arı ürününde olduğu gibi propoliste de çok zor.

12241409_200680780266354_2675461314964330747_n

Yıllardır arı dendiğinde ürün olarak bildiğimiz ne vardı ki…

Arının adı bile Bal arısı.

Hiç polen arısı, süt arısı ya da propolis arısı dendiğini duyduk mu?

Eski kaynaklara bakıldığında şifa aranan ürün bal.

Günümüzde ise… Maalesef bu harika ürünü ne hallere düşürdük, düşürenlere sessiz kaldık.

Bal hakkında çok şey yazmak mümkün ama konumuz arı ürünleri karışımı.

Karışımları tanımlarken balı öyle bir yok sayarız ki diğerlerini katıp üzerini balla doldururuz diyerek onu bir dolgu ya da taşıyıcı gibi varsayarız.

Mix yaparken balın önemi olmaz mı hiç…

Bir kere kalıntı riski hiç olmamalı.

Bu bile sayfalar dolusu yazmayı gerektirir.

Pahalı balın iyi bal anlamına gelmediği bilgisi de önemli.

Hangi balı kullanmak gerekir?

Kalıntısız ve doğal bal.

Ne kadar basit aslında.

Karakovan balı olur mu diyenler olabilir elbette ama balın Karakovanı olmaz ki.

Bal aynıdır, ambalajı değişiktir karakovanda.

Salgı balları bile olabilir ki zaten karışımlarda polen katılıyor.

Yeter ki Doğal ve Kalıntısız olsun.

Karışımlarda bal miktarı ne olmalıdır?

Bu karışım konularının finalinde arz edeceğiz ama bal miktarı belirlenirken kullanım amacı ve kullanan kişinin durumu önemlidir.

Diabet hastalarının tüketeceği karışımlarda bal miktarı ile çocukların kullanacağı karışımdaki bal aynı olabilir mi?

Bal miktarı, günlük tüketim dozu ve diğer içeriklerin miktarları hedef alınarak belirlenir.

Sonuç olarak karışımlarda kullanılacak balın içeriği de önemli olduğundan tek başına kullanıldığında şifa beklenen kesinlikle “süzme” ballar kullanılmalıdır.

12279157_200819840252448_7190222512856009208_n

Karışımlarda en çok kullanılan 4 ürünün sonuncusu arı sütü.

Acaip şeyler yazabilirim ama üreticiyim…

Tüketiciler deriz ya, bizde tüketiciyiz aynı zamanda.

Korkular hiçbir zaman boşuna değil.

Bal – Polen – Propolis – Arı Sütü

Bu ürünlerin dördünü de olması gerektiği gibi bulabilen kaç kişiyiz acaba?

Arı sütü üretimi yapan bizler bakalım olması gereken herşeye dikkat ediyor muyuz?

Ürettiğimizi iyi koruyabiliyor muyuz?

Mükemmel arı sütü var mı?

Var tabi ki, ana arılar tüketiyor sürekli.

Taze taze.

**************

Karışımlarda en önemli ürün belki de olayın lokomotifi arı sütü…

Karışımların içinde olmaması gerektiğini ve saf tüketilmesi gerektiğini söyleyen biri olarak.

İllaki karıştırılacak ise doğru ürüne tüketicilerin kendilerinin ulaşarak karışımlarına kendilerinin katmalarını önermekten başka da bir şey söylemek çok zor.

Ayrıca…

Doz hesaplamaları yapılırken karışımdaki arı sütü miktarına göre dozlama yapılmalıdır.

1 kg balın içerisine 10 gr arı sütü katılarak yapılacak karışımlardan fayda beklemek biraz da beyhude bir davranış.

1 kişi 1 kg balı 1 ayda zor tüketir ki 3 günde 1 gr arı sütü dozu yetişkinler için çok düşük bir dozdur.

Karışım ve karışım tüketim önerileri ile ilgili bir paylaşım daha yapmamız gerekecek zaten.

Özetleyecek olursak tüketicilere yönelik…

Karışıma arı sütünü siz karıştırın.

Hazır karışım ürünlerini kullanmaktansa kendiniz hazırlayın.

Arı sütünün öncelikle tazesini, mevsim dışında ise iyi korunanını ve doğalını bulmaya çalışın.

Arı sütünün günlük dozunu belirleyip ona göre karışım yapın.

12247172_201394660194966_2244424308854308987_n

Ürünler hakkında daha önceki paylaşımlarda çok şey yazdık ama iş bu 4 ürünü karıştırmaya gelince.

Karışımların hedef kitlesi standart değil ki ürünler standart olsun.

Her bünye kendine özel hazırlamalı…

Her ne kadar arı ürünlerinin doğal olduğu bilgisinden yola çıkılsa da doz denilen olgudan vazgeçilemez.

4 ürünün (Bal – Polen – Propolis – Arı Sütü) önceden karıştırılması ile kısa sürede ürünler kendi görüntülerinden uzaklaşır ve koyu renkli bir tahin görünümüne kavuşur.

Önceden hazırlanmasını doğru bulmayan bir tüketiciyim aynı zamanda ama tembellik var her sabah hazırlamak zor geliyor.

Ben yetişkin sağlıklı kişiler için formülümü yazayım…

Günlük olarak hazırlanması en güzeli ama formülü 30 ile çarparak aylık karışımı yapmakta mümkün…

Günlük doz olarak…

1 tatlı kaşığı bal…

7-8 damla propolis ekstraktı…

1 gram arı sütü…

1 tatlı kaşığı taze polen…

Karıştır ve sabah aç karnına güp…

****************

Soğuk algınlığına maruz kaldınız ve boğazınız başladı şişmeye. Daha ilk hissettiğinizde…

Günde 3 kez…

10 damla propolis ekstrakt ile bir çay kaşığı balı güzelce karıştırıp…

Önce ağızda gargara ve finalinde yavaşça yutmak…

*********************

Çocuklara verilecek karışımlarda…

Okul çağında çocuklar tarafından çok kullanılmaya başlandı ve koruma faydası bir yana çocukların sağlıklı ürün tüketmesi gibi yok.

Çocuklar için hazırlanacak karışımlarda propolis ekstraktı bulunmayabilir ki birçok çocuk bunu sevmezler.

Ayrıca çocuklarda arı sütü dozu da yarı yarıya düşürülür.

Kısacası.

1 tatlı kaşığı bal…

1/2 gr (1 leblebi büyüklüğünde) arı sütü…

1 tatlı kaşığı polen…

1-2 damla propolis ekstraktı…

Bu karışımı da taze hazırlamak gibisi yoktur.

******************

Sadece propolis ekstraktı tüketenlerin varlığı da gitgide çoğalıyor.

Sade olarak tüketmek zor gerçekten.

Yine bal bu iş için iyi bir taşıyıcı.

Yoğurt ve kesme şekeri üzerine damlatmalar ve bir yudum ekmek ile tüketenlerde yok değil.

Unutulmaması gereken şey herkes kendi durumunu iyi değerlendirmeli.

Diabet sorunu yaşayanlar bal miktarını minimuma hatta hiç kullanmadan karışımlar yapabilmeli ki doğal olsa da balın içeriğindeki glikoz ve fruktoz kandaki glikoz oranını arttırır.

Yine tümör tedavisi görenler aynı konuda çok dikkatli olmalı ki doktorlarının tavsiyelerine uymalıdır. Özellikle karışımlarda bal bulunmalı mı konusu bu durumdaki kişiler için çok önem arz eder.

Doz biraz da kişisel.

Bizden arı sütü temin eden ve değişik amaçlar için kullanan tüketicilerin geri dönüş bilgileri altın değerinde veriler içeriyor.

Günlük 1 gram arı sütü kullanan ama tansiyon problemleri yaşayanların miktarı azalttığında normale döndüğü bilgisi bir yanda dururken günlük 2 gram tüketmesi önerilen çocuk tedavisi gören ama günlük 4 grama kadar kullanan birisinin dozu fazla kaçırıyorsun ikazına bana karışmayın ben böyle çok iyiyim demesi diğer yanda.

Günlük olarak karışımlarda doz oynamaları yapılarak kişisel oranları bulmak mümkün.

Günlük olarak önerme sebeplerimi aslında diğer paylaşımlarda belirtmiştim ama yine de yazmakta fayda var.

Karışmış halde hazır aldığınız ürünlerde içerik hakkında maalesef karışımı hazırlayanın insafı da o karışımın içindedir.

4 ürünün tamamının en kaliteli halde bir üreticide bulunması da her zaman mümkün değildir.

Soğuk zincirde korunması gereken ürünler büyük miktarlarda karışım yapılarak saklanacak ise bal ile buluştuklarında soğuk zincire artık ihtiyaç kalmaz.

Afiyet olsun, sağlıkla.

Sağlıklı iken.

Arı Sütü ve 10-HDA Değerleri

12247064_202211910113241_5855327538908435415_n

Arı sütünün yerlisi mi kalitelisi mi?

Yerli arı sütü üretenlerin en büyük avantajı aslında ithal arı sütü konusundaki tereddütlerin varlığı…

Bir de ilgili ülke Çin olunca.

Ancak daha önce de yazdım sorun arı sütünde değil, arı sütü ile daha sonradan yapılan karıştırmalar.

Neden yaparlar bunu?

Arı sütü içeriğinde zengin olarak protein, yağlar, şekerler, hormonlar, vitamin ve mineral maddeler bulunuyor. Ama bunlar her gözde aynı içerikler barındırmıyor.

1 gün içinde yapılan tüm hasat edilen ürün bir yerde biriktiğinden ortaya günlük bir değerler bütünü çıkıyor.

İşte bu değerler içinde arı sütü kalitesini belirleyen unsurlar içerdiği doğal şekerler ve bir çeşit yağ asidi olan 10 HDA değeri…

Özellikle 10 HDA değeri en önemli arı sütü kalite kriteri.

Kaliteli polen ve nektar girişi olan kolonilerde 10 HDA değerleri yükselirken nektar ve polen akımı düştükçe değerler düşüyor.

Yine hasat zamanına göre 72 saatlik hasatlarda en yüksek değere ulaşırken daha kısa sürede yapılan hasatlarda ise değer düşüyor.

Peki, kaç olması iyidir?

Dünyada bile bu konuda bir standart henüz yok maalesef. Ülkemizde zaten Kodeksi bile olmayan arı sütü için 10 HDA değeri ile ilgili bilgi TSE arı sütü bölümünde geçiyor.

1.4 üzerinde olması gerektiği ve 1.8 üzerinde ise kaliteli bir arı sütü olduğu bilgisi mevcut.

Ülkemizde bu anlamda yapılmış çalışmalara bakıldığında ise çok ilginç ama 5 kat yüksek yani 9 civarı 10 HDA değerleri bulunuyor.

Çin arı sütünde de değerler bu değerlere çok yakındır ki bazı üretim zamanlarında daha yüksek olabilir.

Tabi bu ürünü 1.4 değerine düşürene kadar yapılacak katkılar konusuna vakıf olan kimler var?

İşte bu yüzden yerli arı sütü kavramı kaliteli arı sütü kavramının önüne geçmiş durumda.

Zaman zaman bu soru bizlere de soruluyor.

10 HDA değeri kaç arı sütünüzde?

2015 yılında 143 gün üretim yaptığımıza göre 143 farklı 10 HDA değeri mevcut bizim üretimimizde.

Bu değeri yüksek göstermek istesek hangi günlerde bu değerin yüksek olduğunu bilmek için üretici olmaya da gerek yok.

Ürünün günlük verimlerinin en yüksek düzeye çıktığı ve doğal oğul davranışlarının da görüldüğü Mayıs ayında doğru zamanda hasat edilmiş arı sütünde 10 HDA değeri elbette çok yüksek olacaktır ama emin olduğumuz şey ise en düşük olduğu zamanda bile TSE öngördüğü değerlerin kat kat üzerinde olacaktır.

Her gün bu testi yaptırmak elbette mümkün değil çünkü 10 HDA analizi 2015 yılı için 270 TL hem de KDV hariç.

Daha önce de yazdım ülkemizdeki farklı bölgelerden farklı zamanlara ait arı sütü içerikleri hakkında çalışma yapacak akademisyenler için ürün tedariği konusunda tüm arı sütü üreticileri açısından hiçbir sorun teşkil etmeyeceğini biliyorum.